26 Ekim 2012 Cuma

Memento Mori!


Memento mori, "fani olduğunu hatırla", "öleceğini hatırla" veya "ölümünü hatırla" gibi şekillerde çevrilebilecek bir Latince deyiş. Memento Mori antik çağında'da kullanılan bir uyarı bağırmasıdır. 
Muzaffer bir Roma generali, savaştan galip çıkıp sokaklarda zafer turu atarken arkasında duran bir köle kafasının üstüne bir "Defne çelenk"i ya da "Müşter-Tapınak-Taç"ı tutup şunları söyler:

"Memento mori
Fani olduğunu hatırla.
Memento te hominem esse
Sadece bir insan olduğunu hatırla.
Respice post te! Hominem te esse memento!
Arkana bak! Sadece bir insansın, hatırla!"


*Fotoğraf ise Philippe de Champaigne'nin Memento Mori'sidir. 

(Kaynak: Wikipedia)

25 Ekim 2012 Perşembe

Duygu ve Asena için...




kurtarmana ihtiyacım yok
beni aldatmanı istemiyorum
ve bağışlamana ihtiyacım yok
sadece bana inanmanı istiyorum

beni burada görüyor musun
ayakta çıplak dikiliyorum
burada görüyor musun beni dizlerimin üzerinde

şimdi tüm hayatım boyunca amaçsızca gezdim durdum
anahtara sahip öğretmenleri aradım
hiçbirşey bulamadım hala arıyorum
sesi...
yeraltı

şimdi izin ver sana bir hikaye anlatayım
ahlaksızlık uğruna tükenen bir adam hakkında
tabiatı teocu
ve kılık değiştirmiş bir hazcı

şimdi tüm hayatım boyunca amaçsızca gezdim durdum
anahtara sahip öğretmenleri aradım
hiçbirşey bulamadım hala arıyorum
sesi...
yeraltı

Senin yüzünden...


15 Ekim 2012 Pazartesi

Göğe Bakma Durağı


İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım   

Turgut Uyar


11 Ekim 2012 Perşembe

Lucia - Silence



"Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlarda orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
öteden beri yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürürün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
sevgim acıyor

Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çoçuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filanda gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar"          


Turgut Uyar



Why?


Feist - Strangers

http://www.youtube.com/watch?v=nsq2uZVm4So&feature=related


4 Ekim 2012 Perşembe

Cennetin Irmakları


bir hayatın tükürüldüğü yerde
aktı şol cennetin ırmakları
bir bezden bebek gördüm ben orda
ah'la boyalıydı tırnakları

gözlerinde uykusuz masallar
dizlerinde hâlâ kendi çocukluğunu sallar

ah beyim yapma dur
bir kızım var benim
aslında doğmadı henüz
ama kalbimi emer
beyim dur biraz
nerde benim düş payım
gönlüme geçmez liran
biraz izin ver unutayım

bir rüyanın büküldüğü yerde
yosun tuttu oyunun yorgun taşları
kapkara sürgüler çekildi sonra
çatıldı cennet'in o şen, körpe, gül kaşları

gözlerinde uykusuz masallar
dizlerinde hâlâ kendi çocukluğunu sallar..


Mabel Matiz