Hikayelerin saçma bir yerde başlaması ve bitmesi üzerine o kadar çok söz söylenebilir ki...
Birbirinin hayatına giren insanların niteliği için de geçerlidir bu.
Asla bir araya gelemeyecek insanlar birlikteyken, birbirine ait olanlar namüsaittir.
"Dünyanın en farklı iki insanıyız" dediğim bir dost,
"Korkma, dünyanın en farklı iki insanı evli" demişti kendi birlikteliğini kastederek.
Burkuldum. Onu oradan alıp, layık olduğu yere koymak istedim.
Bulunduğu yere ait olmayan insanlar görüyorum.
Mutsuzluğunu okuyorum gözlerinden, bakışından, sitemli bir kelimesinden.
"Kelimeler bazı anlamlara gelmiyorlar" der üstad fakat çoğu zaman çok derin anlamlara geliyorlar.
Çocukça hayallere kapılıyorum. Sihirli bir değnekle herkesi olmak istediği yere koymak istiyorum.
Gözlerimi açıp gerçek hayatla yüzleştiğimde sadece bunun için dua edebiliyorum.
Zorunlulukların yok olmasını istiyorum. İnsanın hayatını "garanti"ye alması için talihsiz birliktelikler yaşamasını istemiyorum. Yaşam savaşı adına beton şehirlerde duygusuz yaşamasını istemiyorum kimsenin. Sanırım duygusuz bir yaşam istemiyorum...
Ne kendime ne de bir başkasına yani tüm ademoğluna,
duygudan ve tutkudan uzak bir yaşamı yakıştıramıyorum.
Geç kalmışlık hissi ve telaş hata yaptırıyor.
Kim karar veriyor bizim için olması gerekene biz içimizdeki boşluğun ne olduğunu bulamazken.
Kim itiyor bizi hüsran sonuçlara biz daha önümüzü göremezken.
Mutsuz olacağını bildiği bir hayatı yaşamak zorunda kalmamalı insan.
Ruhunun uzak ve farklı olduğunu bile bile mutlak yanlışa yürümemeli.
Duygu var, tutku var, heyecan ölmez ve beklemeye değer.
Bir parça cesaret var ise eğer, bir parça inanç var ise
ruhunun ve duygunun yoluna baş koyar insan. Koymalı.
Yalnız kal, suskun kal, tevekkül eyle ve sabret.
"Hz. İnsan" der bir başka üstad.
Hz. İnsan, ululuğuna yakışır şekilde sabırla aramalı, ruhunu tamamlayacak olanı.
Nedir bu telaş o vakit Hz. İnsan. Nedir bulduğun ilk "liman"a
ruhunu kuşatabileceğine inanmadan sığınman...
İnsanın yüceliğine yakışan, zincirleri, beklentileri,
yargılayıcı bakışları ve telaşları omzundan atarak ruhunun peşinden gitmektir.
Duyguyu ve tutkuyu istemek ve yolunda sabırla yürümektir.
Ey yüce insan, dön bak hayatına mutlu musun şimdi?
Tutkunu ve duygunu özlemedin mi?
çok güzel.
YanıtlaSilözlemek ne demek ?
YanıtlaSil