Nasıl mutlu olmaz insan sevildiğini hissederken…
Doğru kararlar vermeli insan. “Ne uğruna, neyi feda
ediyorum?” diye düşünmeli. Mesela ben dostlarımı ve ailemi bağrıma basarım da
hiçbir şeye değişmem. Doğum günü çocuğu şımarıklığını doyasıya yaşamamı sağladıkları
için ne desem az, nasıl teşekkür etsem yetersiz.
Duyduğum güzel sözler, temenniler, dilekler, dualar…
Gözlerim dolu dolu okudum, dinledim hepsini. Tüm dilekleri “hepimiz için…”
diyerek tamamladım yürekten.
Çok şey kaçırıyoruz yaşarken, detaylara boğulup geneli
kaçırıyoruz ya ona yanıyorum. Telaşlar, kaygılar, “ya olmazsa”lar, “olursa ne
olur”lar… Boğuluyoruz ve klişe gibi gelse de sahip olduğumuz sevgiyi idrak
edemiyoruz. Klişelerin doğruluğuna inanıyorum, evet. Bir insanı sevmek,
sevmemekten daha kolay. Ve sevildiğimizi hissedebildikçe yaşlanmak/yaş almak da
üzmüyor insanı.
Hüzün her daim var ve dinmeyecek. Bunu kabullendim. Ömürden
bir yılı daha yitirmenin hüznünü tarife gerek yok. Sanmıyorum ki bunu yaşamayan
bir insan olsun. Öz’ü kavramakla baş edebilirim bu gerçekle. Öz ise seni sevenlerle, sevginin hakkını vererek yaşamak. Amaç bu olmalı. Ben
bugünde de hissettiğim bu sevgiyi hak etmek ve o sevgiye sahip çıkmak istiyorum.
Teşekkür ederim mutlu olmam için çaba harcayan dostlarımın
varlığı için,
teşekkür ederim güzel sözleriyle varlığımı kutladıkları için,
teşekkür ederim dualarımı paylaştıkları için…
En büyük teşekkür ise bana mutluluktan ağlama şansını veren
inancımın kaynağı, ilahi güç için…
İyi ki varız, iyi ki yaşıyoruz, iyi ki farkındayız...
seni çok seviyorum duygucan :)
YanıtlaSil